Ağız şapırdamasına katlanamayanların hastalığı: Misofonya

Misofonya; yemek yerken ağız şapırdatılmasından, su içerken boğazdan çıkan guluk sesinden, bebek ağlamasından, patlamış mısır yerken çıkartılan seslerden, ciklet çiğnerken çıkartılan seslerden rahatsız olma hastalığı. Böyle bir hastalığın olduğunu yeni öğrendim. Bu hastalığı öğrendiğimde de hasta olduğumu öğrendim:) Ben bir Misofoniğim. Yani Misofonya hastasıyım.

Misophonia

Bu hastalığı araştırdığımda her 10 kişiden 2’sinde görüldüğünü öğrendim. Pek de çoğunluk içinde değilim yani:) Zaten ben hangi konuda çoğunlukla aynı yerde oldum ki:) Ben ciklet çiğneyenlerin yanında duramam. Durmak zorundaysam, sakız çiğneyene bir tane patlatacak derecede sinirlenebilirim. Bu sinirimi belli ederim. Çiğneyen kişiyle söyleyecek kadar samimiysem, mutlaka söylerim. Değilsem oradan uzaklaşırım. Misofonya var bende:)

 Yemek yerken acayip sesler çıkaranlara sinir olurum. Mesela ağzını şapırdatan biriyle yemek yemem mümkün değil. Hatta ben yemiyorsam ve karşımdaki yemek yiyorsa, durum benim için daha da çıldırtıcı olur.

Ağzını şapırdatan biriyle aynı ortamda bulunmak zorundaysam, çaktırmadan kulaklarımı tıkadığım olmuştur. Çaktırmamaya çalışırım ama sesi hafifletmek için mutlaka bir şeyler yaparım.

Biri senden su ister. Bir bardak su getirirsin. Çok susamıştır. Onu bir dikişte içer. Yani saniyeler sürer. Ama o saniyeler bir ömürdür. Suyun boğazdan geçerken çıkardığı o sesleri duymak, kısa ama çok etkili bir işkencedir.

O kadar çok başıma gelmiştir ki. Bir toplantıdayım. Herkesin önünde defter ve kalem var. Not almadığı zamanlarda kalemle oynayan biri mutlaka olur. Ya kalemi masaya ritmik olarak vurur. Ya da meşhur kalem çevirme hareketini yapmaya çalışır ama beceremez ve ritmik olarak kalemi masaya düşürür.

Tabi ritmik olarak da ses çıkar. Bu ses beynimde zonklar. Dikkatim dağılır. Yüzümden rahatsız olduğum mutlaka anlaşılır. Eğer yeterli samimiyet varsa mutlaka bir şekilde yapmaması için uyarırım o kişiyi. Çünkü bu ses de beni sinir eder ve çok sinirlenirim. Çünkü Misofonya hastasıyım ben:)

Benim için en kötülerden biri sinemadaki sesler. Yakınlarındaki koltuklarda oturanlardan mutlaka patlamış mısır yiyen vardır:)  Ah o mısırları çiğnerken ağızlardan gelen sesler. Dikkatim dağılır, sinirden oturamam, filmi izleyemem. Bu nedenle yarısında çıktığım çok film olmuştur.

Saymaya devam etsem, bu sinir olmaların örnekleri, sayfalarca sürer. Bunları yaşayan, hisseden başkalarının da olması yani bunun bir hastalık olduğunu öğrenmek hem biraz iyi hissettirdi hem de hasta olduğumu öğrenmek hoşuma gitmedi. Ben bunu bir huy olarak görüyordum.  Bu huyumun da annemin küçüklüğümüzden itibaren yaptığı uyarılar ve öğrettiklerine bağlıyordum: ”Ağzını şapırdatma, sakız çiğneme, iskemleyi kaldırarak çek, dolap kapağını sakın çarpma, toplum içinde konuşurken ses tonunu ayarla vs vs ….”

Ama uzmanlara göre: 

Obsesif Kompulsif Bozukluk 

 

Yani bende OKB var. Yani Misonfonya hastasıyım. İşitme ile ilgili bir hastalık değilmiş ama duyma ile ilgili bir algı bozukluğuymuş. Aslında aşırı hassaslık:) Kendim çok kibar, hassas ve düşünceli bir insan olduğum için herkesten de aynı şeyi bekliyorum:) Ama nerdee???

İşte bu nedenle nadir bulunan bir insanım ben. 10 kişinin ikisinden biriyim:) 

Charles Darwin, Marcel Proust ve Anton Çehov gibi dahi kabul edilen bir çok kişi de aynı hastalık varmış. Yani bir yandan da dahiyim:)

Yaşasın Misofoniğim ben…

 

“Ağız şapırdamasına katlanamayanların hastalığı: Misofonya” için bir yanıt

  1. Okɑy,? Lеe mentioned and then he stopped and tһouɡht.

    ?One of the best thing about God is ??? hmmmm?????..?

    He ⲣuzzled because hee had ѕo many issues tthat have ben nice about Good but he wished to ѕelect the most effective one so he ԝould win the game.
    ?That he is aᴡare of everything. That?s actuaⅼly cool.
    Which means he can help me with my homеwork.? Larry concⅼuԀed with a proud exprеssion on his face.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir