Dolabımı boşaltıyorum

Bu İlkbahar diğerlerinden farklı benim için. Dolabımı boşaltıyorum, yüklerimden kurtuluyorum, her şeyi değiştiriyorum. Ben Koç burcuyum. İlkbahar’ın ilk çocuğuyum. Her bahar benim için heyecan demek. Her sene Kış gelirken hüzünlenirim. Sonbahar’dan başlar bu hüzün, Kış aylarında zirve yapar. Neredeyse depresyona gireceğim. Çünkü ben Güneşi seviyorum. Güneşli havayı seviyorum. Hava soğuk da olsa güneşli olmalı.

İlkbahar benim için neredeyse yeniden doğuş ve hep mutluluklara gebe. Sanki hep güzel şeyler olacakmış, yeni bir şeyler başlayacakmış gibi umut kaplar içimi. Olmasa da hayal kırıklığı yaşamam, üzülmem. Çünkü İlkbahar geldi. Hep güneş olacak. Yağmur yağsa bile içim kararmayacak. Belki sonrasında gökkuşağı çıkacak. Önce  yavaş yavaş çiçekler açacak her yerde, hava geç kararmaya başlayacak, pencereyi açtığımda mis gibi bir koku ve kuş sesleri. Aylardan beri özlemini çektiğim yeşil Erikler olacak bütün tezgahlarda.

Bu İlkbahar diğerlerinden farklı benim için. Başka bir yenilenme yaşıyorum. Çünkü yaşadığım yeri değiştiriyorum. Aslında hayatımı da değiştiriyorum. Her şey değişecek benim için. Yediğim içtiğim, gittiğim yerler, yürüdüğüm yollar, komşularım hatta aldığım nefes bile,  her şey değişecek. Giydiklerim de değişecek tabii. Artık hafifleme, doğala dönme, sadeleşme zamanı benim için.

Bu durumda İstanbul’dan Bodrum’a götüreceğim çok az şey olmalı. Hafif gitmeliyim. Ruhum hafiflerken valizim de hafiflemeli artık:) Aslında bunun için taşınmayı beklemek de gerekmiyordu ama bende ‘’atamama, biriktirme durumu’’ var. Bu durum Obsesif Kompulsif Bozukluk olarak tanımlanıyor, bazı kaynaklarda  “Messie Sendromu” olarak geçiyor.

Bana göre benim durumum çok ağır değil. Çünkü ara ara biriktirdiklerimi temizliyorum:) Eski faturalar, kullanım kılavuzları, bir köşe yazısı için atamadığım gazeteler…..Bunları en azından ev değiştirdikçe temizlemeye çalıştım. Çalıştığım ajanslarda, müşteri toplantılarında not aldığım defterleri saklamışım. Ben not tutmaya önem veren biri olduğum için yıllardan beri biriken çok fazla sayıda defter ve ajanda çıktı ortaya. Yakın zamanda bunları da atmayı becerebildim:)

Bu sürece girmeden önce de giymediğim giysilerimi, ayakkabılarımı hep ihtiyacı olanlara vermeye çalışırdım ama yeterli değil tabii ki. Birini veriyorsam ikisini lazım olur diye saklardım. Gereksiz bir ‘’bir gün giyerim’’ hissi engelliyordu beni. Ama son yıllardaki hafifleme ihtiyacım ve bugünlerde özellikle baharın gelmesi ve yer değiştirmeye karar vermemle birlikte her şey değişti.

Bütün bunların yanında bir de üşengeçlikten de vazgeçince dolapları boşaltmak çok kolay oldu benim için. Sandığımdan daha hızlı ayıkladım her şeyi. Paltolar, kazaklar, botlar, çizmeler, ayakkabılar, elbiseler, yazlıklar her şeyi ayıkladım. Neler çıkmadı ki. Hiç giymediğim elbiseler, bir kere giyip ayağımı sıktığı için dolabın arkalarına itelediğim ayakkabılar, modeli güzel diye alıp kumaşı yüzünden giyemediğim gömlekler………Bu arada hali hazırda  kullandığım ama Bodrum’da ihtiyacım olmayacak bir çok giysi, palto, bot, çizmeyi de ihtiyacı olanlara vermek için paketledim.    

Bu İlkbahar diğerlerinden farklı benim için. Bambaşka bir yenilenme başladı artık. Dolabımı boşaltıyorum. Yüklerimden kurtuluyorum.  Ruhumu hafifletiyorum. Her şeyi değiştiriyorum.  Can Yücel bir şiirinde şöyle demiş: 

Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun… İstemek de güzel…”

Ben de her bahar gitmek istedim. Şimdi ”gittiğim” oldu:) İstemek de güzeldi. Şimdi gitmek çok daha güzel. 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir